Büyük Britanya Gezi Rehberi – Part 6 – South East England 2 (Güney Doğu İngiltere 2 )

IMG_7756.JPG

Havaların iyice ısınması ile birlikte haftasonları Londra’dan kaçma planlarını daha sık yapmaya başladık. Son yüzyılın en sıcak yazının yemyeşil canım ülkeyi bile sapsarı hale nasıl getirdiğine tanıklık ettik. Sokağımız görüldüğü gibi erken sonbaharı yaşıyor.

Çok bunaldığımız için günübirlik denize girebileceğimiz yerleri araştırmaya başladık. İngiltere’de denize girmek kulağa garip gelse de özellikle Güney Galler’de harika plajlar bulunuyor fakat Londra’ya uzak olması sebebiyle günübirlik rotalar için uygun değil. Adanın güneyinde ve doğusunda başka sahiller de bulunuyor. İnternetten biraz araştrma yapınca Türkiye’deki denizlerden sonra çok iç açıcı gelmese de evden 2 saat uzaklıkta bulunan ‘Camber Sand’ i tercih ettik.

CAMBER SAND

Sabah 8 ‘de yola çıktık. Yol üzerinde ufak bir kahvaltı molası verdikten sonra toplamda 2 saat sonunda Camber Sand’e vardık.

IMG_7758.JPG

Doğu Sussex’te, Kent sınırına yakın, popüler bir sahil kasabası ve İngiltere’nin güney kıyısındaki en sevilen tatil yerlerinden birisi burası. Yaz ayları boyunca İngilizler tarafından tatil merkezi olarak kullanılan, turistlerinde akın ettiği bir yer. Kışın güneşe hasret kalan bu insanlar için en ufak güneşli bir gün bile çok kıymetli. Gerçi biraz abartıyorlar. Bir senedir bu ülkede yaşamamıza rağmen söylenildiği kadar kasvetli ve gün boyu şakır şakır süren yağmurlar asla olmadı. Her gece yağmur yağmasına rağmen, kışın birçok sabah masmavi gökyüzü ile uyandık.

Sahile yakın kocaman bir otoparkı bulunuyor. 3 saati 5 pound. Motoru parkedip, ödemeyi yaptıktan sonra, otoparkın köşesinde bulunan kafeden soğuk birşeyler alıp, sapsarı kum tepesini aşmaya başladık. Otoparktan deniz görünmüyor. Manş Denizi’nin kıyısında yer alan göz alabildiğince incecik, sapsarı kumları olan uzun bir sahil şeridi yaklaşık 5 dklık bir yürüme sonrası karşımıza çıktı.

IMG_7785

IMG_7768

IMG_8074

Güneş tepemizdeyken bu sarı kumullara tırmanmak çok da kolay olmadı. Kafeden aldığımız sular çok işe yaradı. Yanınızda mutlaka içecek ve yiyecek götürün. Sahilde maalesef soyunma kabini bulamadığımız için otoparkta bulunan tuvaletlere geri dönmek durumunda kaldık. Bu sıcakta kum yoldan yürümek bizi mafetti. Yeme içme için bir tesis var çok kalabalıktı ve ücretlerinin baya pahalı olduğunu yazmışlar. Açıkcası menüye bakmadık.

Havanın 30 derecelerde olması, yumuşacık kumsalda olmak bir anda Türkiye’de gibi hissettirdi. Biraz duygulandık 🙂

Türkiye’deki gibi sahilde birçok tesis, cafe, soyunma kabinleri, içecek ve yiyecek alabileceğiniz bir yer düşünmeyin. Daha bakir bir yer burası. Yaz boyunca sadece belli zamanlarda kullanabildikleri bu plajlara herkes evinden yiyecek, içecek, şemsiye, sezlong getiriyor. Hatta sahil  için tasarlanan özel çadırlardan kuruyorlar.

IMG_7777

IMG_7782

IMG_7762

Deniz çok sığ. Aslında su çok temiz fakat altı kum olduğu için dalgalar suyun çamurlu görünmesine sebep oluyor. Yaklaşık 10 dk yürüdükten sonra denize sonunda ulaşmıştık. Eşyalarımızı kumsala koyup (aslında koyduğumuz yer suyun yükselmesi ile birlikte denizin içi oluyor) biraz serinlemek için denize girdik.

IMG_7804

IMG_7845

Kumsalda keyifle çocuklarınızla ve arkadaşlarınızla oyun oynayabileceğiniz enterasan bir yer burası. İnsanlar yüzmekten çok su da yürüyüp, ardından sahilde oyun oynayıp, güneşleniyorlar.

IMG_7962

IMG_7974

IMG_7984

Adanın neresine giderseniz gidin, gelgite herzaman tanıklık ediyorsunuz. Çok enterasan birazda ürkütücü bir doğa olayı. Denizde oyun oynarken bir anda suların yükselmesi ile birlikte eşyalarımız neredeyse suyun altında kalıyordu. Sürekli tabelaları ve uyarıları takip etmeniz gerekiyor. Denize sadece kırmızı ve sarı bayraklar arasında girişe izin veriliyor. Metrelerce açılıp, yüzmeniz söz konusu değil. Sahilde bulunan can kurtaranlar sürekli suyun ne zaman yükseleceği ile ilgili uyarılar yapıyorlar. Bu konuda dikkatlı olmalısınız.  Magic Seaweed üzerinden gelgit zamanlarını kontrol edebilirsiniz.

IMG_7831

Birçok su sporu aktivesi için uygun olan bu plajda koca bir günü geçirebilirsiniz. Özellikle rüzgar sörfü ve yelken dersleri alabilirsiniz. Bodiam Kalesi’ni görmek istediğimiz için sahilde 3 saat geçirmek bizim için yetmişti.

Hazırlanıp, kaleye doğru yola çıktık.

BODIAM CASTLE

Camber Sand’den yaklaşık yarım saat sonra Bodiam Kalesi’ne varmıştık. 14. yy’dan kalma bir kale burası. Diğer kale ve şatolardan oldukça farklı. Masal kitaplarından aşina olduğumuz etrafındaki hendek gölle çevrili büyüleyici bir kale. Bazı insanlar için yıkıntı ya da harabe olarak görülse de biz bu ortaçağdan kalma gizemli yerlerden çok keyif alıyoruz.

IMG_8116

IMG_8283

Koca gün boyunca kahvaltıdan başka birşey yemediğimiz için çok acıkmıştık. Kaleyi gezmeden önce otoparkın hemen karşısında bulunan barda bişeyler yemeğe karar verdik. Aslında kalenin kendi kafesi var ama yemek saatini kaçırmıştık. Sadece içecek birşeyler ve dondurma vardı. İngiltere’deki barlar aslında bizim restoranlarımız gibi. Çoluk, çocuk, köpek tüm ailenin bir arada keyifli ve kaliteli zaman geçirebileceği yerler buralar. Tabi akşam 7’den sonra köpek ve çocukları kibar bir dille kabul etmiyorlar. Barın keyifli bahçesinden manzaralar:

IMG_8147

IMG_8136

Gammon steak adı verdikleri domuz pirzolasını çok seviyorlar. Farklı lezzetlere açıksanız deneyebilirsiniz. Denemek istemeyenler mis gibi ev yapımı hamburgerleri tercih edebilirsiniz 🙂

IMG_8159

IMG_8164

Yemekten sonra Kale’ye girmek için bilet satış ofisine gittik. Bizdeki müze karta benzer National Trust kartımız olduğu için hiçbir ücret ödemeden, kaleye doğru yola çıktık. Normal giriş ücreti: 10.80 pound. Etrafında bulunan hendek şuan tamamen göl gibi görünüyor. Eskiden kale boyunca bulunan 30 kadar tuvalet için bir kanalizasyon sistemi gibi kullanılsa da, belki de tahmin edildiği kadar kokmuyordu. Şuan içinde kocaman balıklara ve ördeklere ev sahipliği yapıyor. 1385’te Edward III’ün eski bir şövalyesi olan Sir Edward Dalyngrigge tarafından, II. Yüzyıl Savaşı sırasında Fransız işgaline karşı bölgeyi savunmak için inşa edilmiş. İçerisi biraz yıkılmış olsa dahi, dıştan tüm görkemini koruyor. İngiltere’deki en sevilen ve en iyi bilinen kalelerden biri olarak tanınıyor. Belki de bu kadar popüler yapan kalenin muhteşem tasarımı. 

IMG_8260

Dışarıdan bakıldığında tüm ihtişamını koruyan kalenin için maalesef zamana yenik düşmüş.

IMG_8236

IMG_8232

Bir tane kuleye çıkış bulunuyor. Diğer kuleler ise kapalı.  Kulenin merdivenleri ve yukarıdan manzara:

IMG_8227

IMG_8226

IMG_8220

IMG_8218

Odaların hemen hemen hepsinin pencereleri dışarıdaki göle açılıyor.

IMG_8214

IMG_8205

IMG_8203

IMG_8184

İkiz kuleli giriş kapısına gölün üzerinden bir köprü ile ulaşıyorsunuz. Kaleye tek giriş bu köprü ile sağlanıyor. Ziyaret eden herkes için güzel bir silüet oluşturan birçok kule bulunuyor. Bodiam Kalesi hala bir ortaçağ kalesinin büyüleyici bir örneği fakat ne yazık ki,kalenin iç kısımları biraz yıkılmış durumda. Kalenin içinde bulunan odalar arasında bir Şapel, Ev daireleri, kiler, mutfak, Lord’s Hall, odalar, Kuzey-Batı Kulesi (bir hapishane dahil) bulunmaktadır. Günümüzde özel eventler için kullanılan bu kalede düğün bile yapılıyor.

IMG_8272

Doğu Sussex’e yolunuz düşerse bu büyüleyici kaleyi ziyaret etmeden dönmeyin.

IMG_8280

Kale’den ayrıldıktan yaklaşık bir buçuk saat sonra Londra’ya varmıştık. Başka bir gezi de görüşmek dileğiyle.

Keyifli sürüşler.

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Bu sitenin arkasında WordPress.com'un gücü var.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: