İtalya Yunanistan Part – 8 – Büyüleyici Como – Bellagio – Varenna – Torno

15.06.2017 Perşembe 

COMO

Muhteşem, büyüleyici, güzel Como… Güzelliğin gözlerimin önünden gitmiyor.  Milano’dan 1 saat süren bir yolculuk sonrası Como’ya ulaşıyorsunuz. Çok şirin göl kenarında olan bir yer.  Cafeleri, renkli evleri, dar sokakları tipik bir İtalyan şehri. En güzel motorcu rotalarından birtanesi. Şayet İtalya’ya motorunuzla gelirseniz göl kenarına inci gibi dizilmiş bu şirin kasabalara uğramadan sakın gitmeyin, çok şey kaybedersiniz.

IMG_7216

IMG_7221

İlk olarak Como merkezde, göl kenarında güzelce gezip, Fünikülerle manzarayı izlemeye çıktık. Fünikülerden inip, 50 mt yürüdüğünüzde sol tarafta harika manzaralı bir cafe var. Adını maalesef hatırlayamadığım için sizlerle paylaşamıyorum. Menüden İtalyanca öğrenmeye çalışırken “Blueberryli makarna” dikkatimizi çekti. Size tavsiyem burada ‘Blueberryli makarna’ yemeden sakın Como’dan ayrılmayın. Koca İtalya gezisi boyunca kaç yerde makarna denediysek böyle bir lezzet ile birdaha karşılaşmadık. Hatta bir daha Blueberryli makarnayı hiç bir menüde bulamadık, şiddetle tavsiye ederiz.

Restoranın bahçesinden Como manzarası:DCIM101GOPROG0049185.JPG

DCIM101GOPROG0069230.JPG

Biraz daha ilerlediğinizde karşınıza çıkan küçük kilisenin etrafında, rengarenk çiçeklerle bezenmiş evleri de gezmenizi tavsiye ederiz. Havanın çok sıcak olmasıyla birkaç sokağı gezdikten sonra fünikülerle yeniden aşağıya indik. Motor ekipmanlarımız yazlık olmasına rağmen sıcak gerçekten bunaltıcıydı. İnsanlar mayoları ile dolaşırken pantalonlarla gezmek biraz acı verebiliyor 🙂 Üstelik siyah renkde sıcağı ayrıca çekiyor. Bizden tavsiye kaskları mutlaka motoruna bağlayın kendinize ağırlık yapmayın. Bunun için de paraya kıyıp sağlam bir kilit alabilirsiniz. (Biz bisiklet kilidi kullandık) Maalesef gezinin ilk günlerinde bunu yapmamışdık. Hepsi tecrübe işte..

DCIM101GOPROG0099309.JPG

Harika panjurlu evleriyle – BELLAGIO

Como’dan yola çıktığımızda ilk durağımız en meşhur olan kasabaydı. 45 dk süren muhteşem göl manzaralı bir yoldan en turistik kasaba olan Bellagio’ya vardık. Vapurla diğer kasabalara geçmek icin merkez nokta olduğu için aşırı kalabalıktı.

IMG_7275

IMG_7296

Lüks villaların, panjurlu renkli evlerin, antika arabaların, kaliteli restoranların olduğu birçok motor tutkununun uğrak noktalarından birtanesiydi. En en sevdiğim şey ise klasik arabalarıyla gezen insanlardı.

Triumph’ı yollarda çok göremiyorsunuz. Gezi boyunca çok fazla denk gelmedik fakat köylere giderken kullandığımız vapurda Triumph marka motosikleti bırakın arabaya denk geldik 🙂 Triumph markası zamanında araba da üretiyordu. Ürettiği yıllardan bir TR modeli karşımıza çıktı.

IMG_7285.JPG

DCIM101GOPROG0129428.JPG

Motorumuzu vapur iskelesinin çok yakınında biryere parkettikten sonra Veranna’ya geçmek için vapura bindik. Bu yolculuk yarım saat sürüyor.

DCIM101GOPROG0209681.JPG

Motor ya da arabanızla da Veranna’ya geçebilirsiniz. Biz göl manzarasında güneşin, havanın tadını vapurda çıkarmayı tercih ettik. Veranna’ya giderken göl kenarında ormanla çevrilmiş harika villalar tüm ihtişamıyla gözlerinizi büyülüyorlar.

IMG_7312IMG_7309IMG_7302IMG_7300

DCIM101GOPROG0149488.JPG

Dar yosunlu sokaklarıyla – VARENNA

Göl kenarındaki en sevimli kasabalardan birtanesiydi. Bellagio’ya kıyasla çok daha sakin, sessiz bir yerdi. Göl kenarında bulunan tüm kasabaların eski tarihi güzelliği korunmaya devam ediyor. Tüm göl etrafı koruma altında. Ev sahipleri evlerinin boyalarını istedikleri renkle bile değiştiremiyor. Vapurdan inince üzüm salkımları ile bezenmiş harika bir restoranda yemeğimizi yedikten sonra göl kenarından Veranna’yı gezmeye başladık.

IMG_7394IMG_7319IMG_7393

IMG_7395

Bol bol eski evlerin, çiçeklerle bezenmiş, yosun tutmuş sokakların fotoğraflarını çektik. Bu arada göle giren çok fazla insan vardı. Bazı villaların kendilerine ait dubaları var ve insanlar Como’yu deniz olarak görüyorlarmış. Gerçekten göz alabildiğince büyük. Tabi ki bizde ayaklarımızı soktuk 🙂

DCIM101GOPROG0159511.JPG

Hemen göl kenarında incecik bir yürüyüş yolu bulunuyor. Yürüyüş yolunun sonundan dar sokaklarlardan tırmanıp, yukarıdaki eski evleri keşfetmeye çıkabilirsiniz. Hiç bir plan yapmadan, kasabanın, gölün tadını çıkarmayı tercih ettik.

IMG_7383IMG_7389IMG_7426

IMG_7335

Dönüş yolunda Bellagio’da yağmur bastırdı. Güzel, eski şarapları olan bir yerel dükkandan şarabımızı alıp, otelimize geri döndük. Bu arada şarap alırken bardağı da düşünün bizim gibi yapmayın.

DCIM101GOPROG0189644.JPGDCIM101GOPROG0169556.JPGDCIM101GOPROG0239751.JPGDCIM101GOPROG0239807.JPG

Normalde aşağıdaki şekilde korumasız motora neredeyse hiç binmiyoruz. Boş anımıza denk gelip ekipmanların tamamını almadık.

DCIM101GOPROG0249830.JPGDCIM101GOPROG0259868.JPG

Keşfedilmemiş güzellik – Torno

Bellagio’dan yaklaşık yarım saat, 40 dakika sonra Torno’ya vardık. Otelimiz Torno kasabasında göle sıfır bir konumda bulunuyordu. Odaları ve eşyaları ilk görünce resepsiyonda eşimle göz göze geldik acaba burdan vakit kaybetmeden kaçsak mı diye. Ne zaman odamıza çıkıp, perdeleri açıp o unutulmaz manzarayla karşı karşıya kaldık o zaman doğru yerde olduğumuzu anladık. Kesinlikle bugüne kadar kaldığımız en vasat otellerden biri olsa da en en iyi manzaraya sahip olan yerler arasındaydı.

Odamızın manzarası aynı bu şekilde:

DCIM101GOPROG0119374.JPG

Motor kıyafetlerimizi çıkarıp, kendimizi hemen göl kenarına attık. Resepsiyonda karşılaştığımız otelde garsonluk yapan bir Türk bize göl kenarına inebileceğimizi söyledi. Uzun seneler boyunca burada yaşadığı için Türkçesi çok bozulmuş neredeyse hiç konuşamıyordu. Göl kenarına inmek için yüzyıllar önce elle döşenmiş taşlı bir yoldan geçmeniz gerekiyor.

DCIM102GOPROG0380376.JPG

Tamamen otele ait bu eski bahçede yürürken sadece bastığınız yerdeki yaprak seslerini ve kuş cıvıltılarını duyuyorsunuz. Ağaçlardan ve çiçeklerden gökyüzünün bile görünmediği, bu tünellerden geçip göl kenarına indiğimizde, otele ait tarihi terkedilmiş bir İtalyan göl eviyle karşı karşıya kaldık. Kimbilir kimler burada yaşamıştı. Tamamen taş olan bu evin kocaman bahçesinde asırlık ağaçlardan gökyüzü görünmüyordu. Koca demir bir kapıyı açıp göle hemen ayaklarımızı soktuk. Mis gibi havası, hafif serin suyu tüm yorgunluğumuzu alıp götürmüştü.

DCIM102GOPROG0350293.JPGDCIM102GOPROG0350313.JPGDCIM102GOPROG0330234.JPG

Hava yavaş yavaş karardığı ve geldiğimiz yolda hiç ışık olmadığı için mecbur odamıza doğru geri dönmek zorunda kaldık. Nerdeyse 270 derece göl manzarasında gece şaraplarımızı içerken şimşekler çakıyordu. Bu görsel şöleni izleyerek uyuya kalmışız.

IMG_7459IMG_7458

Sabah kaltığımızda dümdüz göz alabildiğince harika bir göl, koskoca dağlar, cıvıl cıvıl kuş seslerinden başka hiçbirşey yoktu. Önceki geceden eser kalmamıştı. Buraya bırakıp gitmek hiç istemedik ama malum yola devam etmemiz gerekiyordu..

IMG_7464IMG_7466

DCIM102GOPROG0400424.JPG

Otel bilgisi: Hotel Glavjc

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Bu sitenin arkasında WordPress.com'un gücü var.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: